Kategori: Bendensel

Kendi düşüncelerim, kendi fikirlerim, kendi sıkıntılarım ve kendi tiradlarım.

  • Boğuldum, Yoruldum

    Boğuldum, Yoruldum

    Hani bir Ferdi Tayfur parçası vardır, ama “Arap Şükrü” yorumu benim daha çok hoşuma gider, “Bu Şehir Beni Yoruyor” diye. Bildiniz değil mi? İşte beni bu ülke yoruyor… 6 Şubat tarihinde yaşadığımız felaketten önce “Köprü” diye bir dizi vardı, onu izlemeye başlamıştım.

    Rahmetli, “Süper Vali” Recep Yazıcıoğlu’nun Erzincan’da görev yaptığı zamanlardan bir kesit sunuyor. Hayret edersiniz ikisinin de adı Recep, ikisi de Karadeniz çocuğu ama işte gel gör ki kan farklı. Sanırım… Neyse konu gerçekten bu değil ama bağlamaya niyetliyim.


    Şu an 30 yaşımdayım, 21 yıldır aynı iktidar var. Onlarla büyüdüm hatta vücut bulmuş halleri olan İ. Melih Gökçek 23 yıl var oldu bu ülkenin başkentinde, bütün iğrençlikleriyle var oldu ve ne yazık ki seçimle gönderemedik onu. Boş damacana gibi kenara konması da bir şeydir ama seçimle gitmeliydi, neyse. Bunu bağlayamayacağım ama onu da söylemiş olayım.

    İşi neresinden tutacağımı bilemiyorum. 21 yıllık görev sürelerinde -iktidar kelimesini kullanmak istemiyorum çünkü bu kadar iktidar görünüp bu kadar iktidarsız olmak- yapmadıkları iğrençlik kalmadı. O kadar insanlığa sığmayacak; vicdandan, onurdan, gururdan, empatiden, sempatiden yoksun bir grup nasıl bir araya gelir gerçekten hayret ediyorum. Kötülüğün Kâbesi bu insanlar. Herhangi bir yerde bir kötü insan varsa bunları gelip buluyor, çekiyorlar birbirlerini resmen.

    Pazartesi sabahı uyandığımızda, depremden etkilenen vatandaşlar hariç, hiçbirimiz yaşadığımız felaketin bu boyutta olduğunu bilmiyorduk. İnsanlar deprem olduğunu duydu “bizimkilerde bir şey yoktur ama arayayım” diye aradı sevdiklerini, ailelerini. Saat ilerledikçe fark ettik hepimiz nasıl bir cehenneme döndüğünü ülkenin. Ben bu yazıyı yazdığım sırada (13.02.2023 / 22:05) hayatını kaybeden insanlarımızın sayısı 31.643! Yıkılan bina sayısı 33.143, yarısı iş yeri olsun ya da yarısı o saatte boş olsun. 16.000 bina eder, hepsinde 10’ar kişi olsa… Çeşitli sebeplerle orda olan depremzede, gönüllü, görevli ne kadar tanıdığım varsa hepsinin ortak cümlelerinden birisi “Televizyonda, sosyal medyada gördüğünüz şeyler hiçbir şey.” Tahayyül edemediğimiz bir yıkım, bir acı var.


    Beni boğan, yoran şey bu. Ağzıma sıçtı, yerle yeksan etti beni. Arkadaşlarım, hastalarım, tanıdıklarım kurtuldu 3 uzaktan akrabamı kaybettim. Cenazelerine dün sabah ulaşıldı, yatak odalarında birbirlerine sarılmış halde bulundular… Yani canlılardı, birbirleriyle vedalaşacak zamanları vardı. Bunu bilmek, ağzıma sıçan ikinci şey. Üçüncü şey ise hepimizin yaşadığı şey, yaşamanızı umduğum şey daha doğrusu.

    Organizasyonluk, orada binlerce kişilik acı içerisinde bile hâlâ şov peşinde olmak, hâlâ her şeye kaniyiz gibi imaj çizme çabası. Sonrasında da sosyal medyaya saldıkları iğrenç troll orduları…

    Bunları söylerken silivri soğukmuş, bizi gece alırlarmış, şimdi siyaset yapılmazmış, acıdan besleniyormuşuz bunların hepsi solda sıfırdır, hiçbir etkisi yoktur üzerimde. Maçası yeten gelir alır, aldığıyla da kalır.

    NOT: Bağlayamadım, diziyi izleyin YouTube’da her bölümü var.

  • Dingin ve Dandik Bir Hayat

    Dingin ve Dandik Bir Hayat

    Bu blogun hiçbir anlamı yoktur. Daha önceden daha özene bezene yazdığım bir WordPress blogum vardı ancak sikerler. Zaten anasını sattığımın nicki de afişe olmuştu artık, rahat rahat yazamıyordum. Biraz daha rahatlamış oldum bu blogspot ile. Unutmuşum buranın varlığını bile. E unutmam da abuk değil, 100 yıl oldu ben burayı kullanmayalı, okumayalı etmeyeli.

    En son ne yazdım falan hiç bilmiyorum. Blogu yedek almadan sildim ama en son askerliği yazmışımdır büyük ihtimalle. Askerden döndükten sonra her şey çok çabuk ilerledi, şak diye iş teklifi geldi. Aslında teklif de sayılır, başvuru da… Bilemedim. Her neyse, stajımı yaptığım yerde işe başladım. Maddi olarak çok tatmin etmiyor, hatta bu maddiyata göre biraz fazla yoruluyorum diyebilirim ama kafam rahat. Önceki çalıştığım yerin aksine buradaki tek derdim hastaları görmek, takibini yapmak ve terapisini uygulamak. Önceki yerde iyice bokunu çıkartıp pazarlama pozisyonuna bile baktıracaklardı az kaldı…

    Aslında dandik falan da değil ha, tek sorunum yorulmak ona da can kurban. Tabii sağımız solumuz sağlıksızlık oldu. Sayın, sevgili ve pek değerli partnerim ile hep üst üste sağlık sorunları ile uğraştık. Sadece kendimizin de değil, çevremizde de baya insan döküldü. Şimdi de bambaşka sorunlar falan filan hayat resmen devam ediyor, adeta!

    Yazmak da gelmiyor içimden bakmayın ama genede içimdeki diğer kurt da sürekli bir üretkenlik isteğiyle dürtüyor beni. Ancak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) muzdaribi bir birey olmam ne yazık ki işlerin içine sıçıyor. Bir yandan oyun oynamak istiyorum, bir yandan yazılım öğrenmek istiyorum, bateriye tekrar çalışıp adam akıllı bir seviyeye gelmek istiyorum ve en çok mesleki gelişim için okumak – yazmak istiyorum ama hiçbirini yapamıyorum. Kafamda binlerce plan var ancak asla ve asla birisini seçip uygulamaya geçemiyorum anasını satayım.

    Bilmiyorum, bir de bu aralar canımı çok sıkan bambaşka bir durum var. Uzun zamandır TickTick diye bir uygulama kullanmaktaydım. Bu aslında basit bir yapılacaklar listesi uygulaması, bir çok işe yarar ek özelliği de vardı. Çok sağlam bildirimleri vardı, görmezden gelemiyordum. Günümü ve hatta haftamı planlarken çok işime yarıyordu. Ücretli versiyonunu kullanıyordum, 8,99₺ iken birden 40₺’ye çıkarttılar. E tamam uygulama benim için önemli ama 40₺ verecek kadar da değil, yani öyle ama ne bileyim çok geldi birden 5 kat fiyat girmesi… Alternatiflerini araştırıyorum, çok fazla alternatifi var tabii ki ama hepsinin birer eksiği çıkıyor ve asla içim sinip abone olamıyorum uygulamaya…

    Bir de sanırım gene kan değerlerimde bir kaç vitamin, mineral falan bişiler eksildi. Ne kadar uyursam uyuyayım asla ve katta dinlenemiyorum. Çok yorgun hissediyorum kendimi sabahları da akşamları da. Asla ve asla dinlenemediğim gibi asla motive de olamıyorum hiçbir şeye. Buna da en çok manitacığım kızıyor tabii ki gece 23:00 dolaylarında esnemeye başlayınca. Bakalım neler olacak…