Vay be tam 4 ay olmuş ben yazmayalı. Gerçi hiç de şaşırtıcı değil ki, yok yazasım. Çok arada bir geliyor ve öööylece kalıyor blog. Ama bu sefer silmeyeceğim blogu. Nadiren de olsa yazmak geliyor içimden o zaman da salak saçma tekrar blog mu kursam napsam gibi saçma salak uğraşlara girip yazma motivasyonumu yok ediyorum. E kalsın işte blog olduğu gibi, bir tane bile istatistiği umrumda değilken neden sileyim ki? E kimsede zaten adresi yok, gireni çıkanı yok, beni de tanıyan yok (evet evet, sen hariç) neden kalmasın ki?
Bu 4 aydır olanları bitenleri sıralama olmadan, önem sırası gözetmeden, aklıma geldiği gibi yazacağım. Bakalım neler yazacağım ben de merak ediyorum. En son yazımı deprem sonrasında yazmışım Boğuldum, Yoruldum diye. Kesin ona da değinirim kuvvetle muhtemel.
İşler & Güçler
Aynı be olum ya. Yani aynı iş yerindeyim, aynı işi yapıyorum. Hemen hemen aynı tempoda yapıyorum ama son 1 aydır falan kendimi çok tükenmiş – yorulmuş halde buluyorum. Enerjim de azaldı, takatimin seviyesi de azaldı. Bunda illaki yaklaşık 1,5 yıldır tam dolulukta çalışmamın etkisi var. Bu bayram tatili ve sonrasında da izin kullanacak olmam acayip rahatlatacak beni, bana öyle geliyor.
Bu aralarda da güzel teklifler aldım. Kabul etmedim çoğunu ancak gene de teklif geliyor olması bile güzel. Bir tane eğitim teklifi kabul ettim, bir de bir yere CV fırlattım ama ararlarsa muhtemelen görüşmeyeceğim bile. Maksat adımız yürüsün, piyasada iş bakıyorum izlenimi vermek.
Mesleğimi hâlâ çok seviyorum. İnanılmaz güzel bir mesleğim var, hastasıyım resmen. Verdiği manevi tatmin hiçbir şey ile ölçülebilecek seviyede değil. Şu eğitim işinde de hocalarımdan tam icazet aldım o baya gururlandırdı beni aslında. Terapi eğitimi giriş seviyesinde eğitim vereceğim, hocam normalde asla böyle bir şeye sıcak bakmazdı, yürü ya kardeşim dedi bana. Güzel şeyler.
Bu üstteki girizgahı ve paragrafları yazmamın üzerinden 3 gün geçmişti ki bende trak etti… Ben baya yoruldum ya tükenme seviyesinde falan yoruldum. Hastalarla ilgilenmek işin bir kısmı, haftanın 6 günü bazen hafta içleri mesai sonrası bile çalışmaktan yoruldum.
Bu kadar sorumluluğu üzerinde taşımak çok boktan ve zor bir şey. Muayenehane/ofis terapistliğinde bu sorumluluk falan o kadar değildi sanki. İşle ilgili sorumluluklardan bahsetmiyorum. Hastadır takip edilir, rapordur tutulur, ayaktan takibi de dert değil. Burda bahsettiğim sorumluk maddi sorumluluklar değil, manevi olarak hastaların/ailelerinin benden sürekli bunu beklemeleri beni çok darladı. Aslında aileleri mi yoksa ben mi kendime çok yükleniyorum, kendimden çok mu fazla şey istiyorum bilmiyorum ama bu baskı son zamanlarda çekilmez hale geldi…
Seçimler & Falanlar
Denecek çok bir şey yok ama olup bitmesine fazlasıyla seviniyorum. Kendimi daha rahat, daha huzurlu hissettim 29’u sabahı uyandığımda. Resmen omuzlarımdan büyük bir yük kalktığını hissettim.
Siyasi uzman sayılmam. Sıradan bir seçmenim işte, hepinizle bu ülkeyi paylaşan milyonlardan bir tanesiyim. Öfkeliyim, mutsuzum, umutsuzum ve bu sadece seçim sonuçlarından dolayı değil bütün seçim sürecine karşı bir duygu yükü içerisindeyim.
Benim bu seçimden tek beklentim akpnin ve rtenin gitmesiydi. Bunun için en uygun olmayan kişi aday oldu, adamın etrafına doldurduğu ne idüğü belirsiz insanlar kampanyayı aşırı pasifleştirdi. Eğer her cenahtan adam toplarsan eleştirebileceğin cenah kalmaz, siyaset eleştiri ve yıpratma sürecidir.
Kılıçdaroğlu doğru aday değildi, hiç değildi. Allem etti, kallem etti bomboş inat etti ve kendini aday yaptırdı. Sonrasında söylenebilecek bir şey kalmadı, çıktık oy istedik kendisine. Ama sağolsun her hareketiyle, ağzını her açmasıyla bu seçimi de boş geçeceğini kanıtladı.
Sikilmiş götün davası olmaz, geçiyoruz bu konuları. Ha konuşmanın faydası yok, gideceğiz kurultaya en baba protestoyu yapacağız, muhalefetin tillahını da yapacağız, yerelde de genelde de bu adamı alaşağı edeceğiz.
İlişkiler
Ben müthiş bir ilişki insanı değilim. Bu zamana kadar da bunun tersini gösterecek herhangi bir ilişkim olmadı. En uzunu 6 hafta sürmüştü, kâh benden sebep kâh karşıdan sebep. Nedenini bilmiyorum, hiç düşünmedim ama border bir örüntünün silik izleri kesinlikle var. Ya da herkeste olan bir şey bilmiyorum ama zamanında sırf olsun diye olan ilişkilerim de olmuştu.
1 ay sonra 2. yılımı bitireceğim bir ilişkim var. Zaman zaman bu ilişkiden yorulduğumu hissediyorum ama sonrasında bunun aslında genel yorgunluktan olduğunu farkedip ve hatta üzerine her ne kadar yorgun olursam olayım, kendisinin beni dinlendirmese bile asla ve katta daha fazla yormadığını farkediyorum. Ben mutluyum. Hatta yazma sıklığımın azalması da bundan; mutluluk. Ben misery ile çalışan bir insanım, mutlu olunca yazamıyorum. Varsın yazmayayım ya, mutluyum.
Genel Toplam
Hayat bütün yoruculuğu ile devam ediyor. Ben de bütün isyankârlığım ile yaşamaya devam ediyorum. Ha bu isyankarlık ne kadar dışa çarpıyor, ne kadar burda kalıyor bilmiyorum ama ben savaşıyorum. Hepimiz savaşıyoruz. Hayat aslında çok basit, biz karmaşık hâle getiriyoruz. Bu böyle, inanın. Duygularla savaşarak, düşünceleri kovalamaya çalışarak, her boku hareketlerimize, davranışlarımıza yansıtarak biz işin içinden çıkılmaz hâle getiriyoruz hayatı.
Hayatla savaşacağız, kendimizle değil. Biz sürekli kendimizle savaşıp hayata yeniliyoruz anasını satayım. Hayat ile savaşacağız diyorum ama düşman değil, düşman olarak değil yani. Ne bileyim ne olarak ama düşman olarak değil işte onu biliyorum.
Gömüşürüz.

